İçeriğe Geç
BiyoSoil Gold Master Logo
🌱 Bitki Fizyolojisi

Yüksek Bitkilerde Silisyum Alımı ve Birikimi

Silicon uptake and accumulation in higher plants

Jian Feng Ma, Naoki Yamaji 2006 Trends in Plant Science 11(8): 392-397
silisyum taşıyıcılar Lsi1 Lsi2 pirinç bitki fizyolojisi moleküler biyoloji aktif taşıma akvaporin

ÖZET

Ma ve Yamaji'nin 2006 yılında yayımladığı bu devrim niteliğindeki çalışma, pirinçte silisyum taşıyıcı proteinlerin (Lsi1 ve Lsi2) keşfini ve yüksek bitkilerde silisyum alım mekanizmalarını detaylandırmaktadır. Bu keşif, silisyumun bitkiler tarafından pasif değil, aktif bir şekilde taşındığını kanıtlayarak bitki fizyolojisi alanında yeni bir çığır açmıştır.

1.

Giriş

Silisyumun bitki sağlığı üzerindeki olumlu etkileri uzun süredir bilinmekteydi; ancak bu elementin kökler tarafından nasıl alındığı ve bitki içinde nasıl taşındığı sorusu, 2000'li yılların başına kadar yanıtlanamamıştı. Topraktaki monosilisik asit [Si(OH)₄] formundaki silisyumun bitki köklerine girişi, uzun yıllar boyunca sadece su akışıyla birlikte gerçekleşen pasif bir süreç olarak kabul edilmişti. Ancak farklı bitki türlerinin aynı topraktan çok farklı miktarlarda silisyum biriktirmesi, bu basit açıklamanın yetersiz olduğuna işaret ediyordu.

Japonyada Okayama Üniversitesi'nde çalışan Jian Feng Ma ve Naoki Yamaji, bu sorunun çözümüne yönelik sistematik araştırmalar yürütmüşlerdir. Pirinç (Oryza sativa) bitkisini model organizma olarak seçen araştırmacılar, silisyum alımının moleküler temellerini aydınlatmayı hedeflemişlerdir. Pirinç, tüm tahıllar arasında en yüksek silisyum biriktirme kapasitesine sahip olması nedeniyle bu araştırma için ideal bir model oluşturmuştur.

Bu çalışma, silisyum biyolojisi alanında bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Ma ve Yamaji'nin bulguları, silisyum taşınmasının genetik olarak kontrol edilen, evrimsel olarak korunmuş ve fizyolojik olarak düzenlenmiş bir süreç olduğunu ortaya koyarak, silisyumun bitkiler için 'tesadüfi' değil, işlevsel olarak önemli bir element olduğu görüşünü güçlü bir şekilde desteklemiştir.

2.

Metodoloji

Ma ve Yamaji, pirinç kök hücrelerinden silisyum taşıyıcı genleri izole etmek için moleküler biyoloji tekniklerini kullanmışlardır. Mutant pirinç hatları oluşturularak silisyum alım kapasiteleri karşılaştırılmış ve düşük silisyum biriktiren mutantlarda hangi genlerin bozulduğu belirlenmiştir. Ters genetik (reverse genetics) yaklaşımıyla Lsi1 ve Lsi2 genlerinin fonksiyonları doğrulanmıştır.

Ayrıca farklı bitki türlerinde silisyum alım kinetiği ölçümleri yapılarak aktif, pasif ve reddedici (rejective) olmak üzere üç farklı alım modeli tanımlanmıştır. İmmünolokalizasyon teknikleri ile taşıyıcı proteinlerin köklerdeki hücresel konumları belirlenmiş ve silisyumun kökten sürgüne taşınma yolu haritalanmıştır.

3.

Bulgular

1

Lsi1 Silisyum Kanal Proteininin Keşfi

Ma ve Yamaji, pirinçte Lsi1 (Low Silicon 1) adını verdikleri bir akvaporin benzeri kanal proteinini tanımlamışlardır. Bu protein, NIP (Nodulin 26-like Intrinsic Protein) ailesine ait olup, kök epidermis ve endodermis hücrelerinin plazma membranında lokalize olmaktadır. Lsi1, toprak çözeltisindeki monosilisik asidin kök hücreleri içine girmesini sağlayan bir influx (içe akış) taşıyıcısıdır. Lsi1 geninin susturulduğu mutant pirinç hatlarında silisyum birikimi dramatik bir şekilde azalmış ve bitkiler hastalıklara karşı çok daha duyarlı hale gelmiştir.

2

Lsi2 Aktif Efflux Taşıyıcısının Tanımlanması

Lsi1'in yanı sıra, Lsi2 adı verilen ikinci bir taşıyıcı protein keşfedilmiştir. Lsi2, bir efflux (dışa akış) taşıyıcısı olup, silisyumu hücre içinden ksilem damarlarına aktarmakla görevlidir. Bu protein, enerji bağımlı aktif taşıma gerçekleştirmektedir ve proton gradyanı ile çalışmaktadır. Lsi1 ve Lsi2'nin koordineli çalışması, silisyumun kök yüzeyinden ksilem damarlarına kadar verimli bir şekilde taşınmasını sağlamaktadır. Bu iki taşıyıcının birlikte keşfi, silisyum alımının basit bir difüzyon olmadığını, aksine genetik olarak programlanmış ve düzenlenmiş bir süreç olduğunu kesin olarak kanıtlamıştır.

3

Üç Farklı Silisyum Alım Modu

Çalışma, bitki türlerini silisyum alım kapasitelerine göre üç gruba ayırmıştır. Aktif alım yapan bitkiler (pirinç, buğday gibi buğdaygiller) transpirasyonla beklenen miktardan çok daha fazla silisyum biriktirirler. Pasif alım yapan bitkiler (domates, salatalık gibi bazı dikotiledonlar) transpirasyon akışıyla orantılı miktarda silisyum alırlar. Reddedici (rejective) türler ise (fasulye gibi bazı baklagiller) transpirasyon akışının getireceğinden daha az silisyum biriktirirler, bu da bir dışlama mekanizmasının varlığına işaret etmektedir.

4

Taşıyıcıların Hücresel Lokalizasyonu

İmmünolokalizasyon çalışmaları, Lsi1 ve Lsi2 proteinlerinin kök hücrelerinde belirli ve birbirini tamamlayan konumlarda yerleştiğini göstermiştir. Lsi1, hücrelerin dış yüzeyinde (distal taraf) konumlanırken, Lsi2 iç yüzeyinde (proksimal taraf) yer almaktadır. Bu polar dağılım, silisyumun kök boyunca tek yönlü ve verimli bir şekilde taşınmasını sağlayan zarif bir mekanizma oluşturmaktadır. Bu keşif, bitki hücre biyolojisinde taşıyıcı protein lokalizasyonunun işlevsel önemini gösteren önemli bir örnek olmuştur.

5

Evrimsel Korunmuşluk

Ma ve Yamaji, Lsi1 ve Lsi2 homologlarının pirinç dışında arpa, mısır ve buğday gibi diğer tahıl türlerinde de bulunduğunu göstermişlerdir. Bu evrimsel korunmuşluk, silisyum taşıma mekanizmasının milyonlarca yıl önce evrimleştiğini ve doğal seçilim tarafından korunduğunu düşündürmektedir. Bir taşıma sisteminin bu denli uzun evrimsel süreçte korunması, silisyumun bitkiler için gerçek bir fizyolojik işleve sahip olduğunun güçlü bir kanıtıdır.

4.

Sonuç

Ma ve Yamaji'nin Lsi1 ve Lsi2 silisyum taşıyıcılarını keşfetmesi, silisyum biyolojisi alanını temelden değiştirmiştir. Bu buluş, silisyum alımının rastlantısal bir fiziksel süreç olmadığını, aksine genetik olarak kodlanmış, hücresel düzeyde düzenlenmiş ve evrimsel olarak korunmuş bir biyolojik program olduğunu kesin olarak kanıtlamıştır. Silisyumun bitkiler için 'yararsız' olduğu görüşü, bu moleküler kanıtlarla birlikte artık savunulamaz hale gelmiştir.

Bu çalışma, silisyum araştırmalarının fizyolojiden moleküler biyolojiye geçişini temsil etmektedir. Lsi1 ve Lsi2'nin keşfi, ıslah programlarında silisyum alım kapasitesinin bir seleksiyon kriteri olarak kullanılabilmesinin önünü açmış ve silisyum gübrelemesinin bilimsel temellerini güçlendirmiştir.

5.

Tarımsal Önemi

PRATİK UYGULAMA

Bu çalışmanın tarımsal önemi son derece büyüktür. Silisyum taşıyıcılarının moleküler düzeyde tanımlanması, silisyum alım kapasitesi yüksek bitki çeşitlerinin geliştirilmesine olanak tanımaktadır. Ayrıca farklı bitki türlerinin silisyum alım modlarının belirlenmesi, hangi bitkilerin silisyum gübrelemesinden en fazla fayda göreceğinin öngörülmesini mümkün kılmaktadır.

BiyoSoil Gold Master gibi silisyum kaynağı ürünlerin etkinliği, bu çalışmanın ortaya koyduğu bilgilerle doğrudan ilişkilidir. Aktif silisyum alımı yapan tahıl ve buğdaygil türlerinde topraktaki çözünür silisyum miktarının artırılması, Lsi1 ve Lsi2 taşıyıcıları aracılığıyla bitkinin silisyum alımını doğrudan artıracak ve bu sayede hastalık direnci, stres toleransı ve verim üzerinde olumlu etkiler sağlayacaktır.

6.

Kaynak Bilgisi

APA ATIF

Ma, J. F., & Yamaji, N. (2006). Silicon uptake and accumulation in higher plants. Trends in Plant Science, 11(8), 392-397. https://doi.org/10.1016/j.tplants.2006.06.007

DOI

https://doi.org/10.1016/j.tplants.2006.06.007
Dergi: Trends in Plant Science Cilt: 11 Sayı: 8 Sayfa: 392-397 Yıl: 2006